19 Mart 2012 Pazartesi

Takıntılı Aşk Nedir, Nasıl Anlaşılır?

Herkes psikologa gider, bundan böyle ben psikoloğu ayağınıza getiricem;)Merak ettiğiniz her şeyi ona danışacağım. Tabi ki bana atacağınız geri bildirimler sayesinde bunu gerçekleştireceğim;) Merak ettiğiniz, öğrenmek istediğiniz her ne durum varsa bana yazın...Şuan için bu kişinin kim olduğunu söylemeyeceğim ileriki günlerde onu daha yakından tanıyacaksınız zaten;)

Bugünkü konumuz: TAKINTILI (OBSESİF)AŞK NEDİRve NASIL ANLAŞILIR?

Takıntı adı üstünde bir şeyle çok fazla ilgilenmek,ona aşırı derecede düşkün olmak...Peki takıntılı aşk?;)

                           

Kişi, Sürekli aşık olduğu kişiyle ilgili düşüncelerle meşguldür. Karşısındakine güven duyma, ayrılık ile ilgili kaygılar sürekli zihnini meşgul eder ve bu kaygılardan kurtulmak için kendini rahatlatacak eylemlerde bulunur. Mesela aşık olduğu kişinin başkasıyla olabileceği kaygısıyla sürekli arayıp nerede olduğunu kontrol eder. Bu kontroller bir süre kendini rahatlatsa da  bir süre sonra  yeniden başlar;)


Mesela, kendisinin gerçekten sevilip sevilmediğini anlamak için "bana aşık mısın" diye sorar. Ondan istediklerini yapıp yapmadığını kontrol eder. Ancak bunlar bir süre sonra kişinin kendini iyi hissetmesine neden olur. Düşündükleri bir süre sonra mantıklı gelmese de kendisini rahatsız eden düşünceler zihnini meşgul etmeye devam eder.
                                               
Takıntılı bir aşk nasıl anlaşılır?;)

* Sürekli zihniniz aynı kişiyle meşgul oluyorsa,

* En ufak bir kaygınızda karşınızdakini arıyor ve söyledikleri sizi rahatlatıyor, ancak endişelerinizi azaltmıyorsa,

* Her an onunla konuşmak istiyor, yaptığınız işlere kendinizi veremiyorsanız,
 
                                      
* Aranızdaki mesafeye katlanamıyorsanız,

* İlişkinizdeki en ufak bir sorun yüreğinizi ağzınıza getiriyorsa,

* İlişkinizle ilgili sürekli endişeleriniz varsa, örneğin; bitti mi bitecek mi, kızdı mı, ne oldu vs. sorular zihninizi meşgul ediyorsa,

                                 
* İnsanlarla bir arada olduğunuz zaman düşünceleriniz hep o kişiyle meşgulse. Ortamda olduğunuzu hissedemiyorsanız...

*İlişkinizde güven duymakla ilgili sıkıntılarınız yoğunsa,

*İlişkiyi devam ettirmek için neler yapacağınızla ilgili sürekli kurgulamalar yapıyorsanız....
                                  
Üzgünüm... SİZ TAKINTILI BİR AŞIKSINIZ;)
                                                          

Peki hangi tipteki kişiler takıntılı aşık olmaya adaydır? 

 Sağlıklı bir aşk ilişkisinde olması gerekenler neler?


işte tüm bu soruların cevapları bir sonraki yazımda...;)
                         

16 Mart 2012 Cuma

Pembe-Turuncu İkilisi;)

Aslına bakarsınız bu iki rengin birbiriyle uyumuna hala alışamadım;) Belki de gözüm bu iki sıcak, birbirine yakın ve baskın tonu bir arada görmeyi pek sevmedi;) Fakat görünen o ki, Color block trend yani canlı renklerin kombini, 2011 de olduğu gibi 2012 de de yine ÇOK moda;)

Bakalım sizler bu iki rengi bir arada beğenicek misiniz;)


Ev dekorasyonlarından tutun da çantalara, elbiselere, takılara, ayakkabılara kadar her şey de bu sene bu ikili var;) Çok iddalı ve gösterişli...
Bu renkler de ayakkabı alırsanız; lila, kırmızı, sarı gibi canlı renklerle kombinleyin..:)

                                      

                          Ünlülerin de kıyafet seçimlerinde bu iki rengi kullandığını görüyoruz.

Ebru Akel'in bu elbisesine bayıldığımı söyleyebilirim;)




Yaz ayı için çok ideal;) Hele de pembe-turuncu renkli bir pareoyla plajlardan rüzgar gibi esip geçtiğinizi düşünmek bile istemiyorum:)))

Ama ben bu canlı tonları zıt tonlarla kombinlemeyi daha çok seviyorum;)Pembe-siyah, turuncu-kahve, pembe-lacivert vs...

İşte size 2 kombinasyonunda yer aldığı bir resim.. Karar sizin;)

Tiyatro Aşkım...;)

Tiyatro; CANDIR, HAYATTIR.. Ben de küçük yaştan bu yana sürekli tiyatroya giden tiyatro aşığı bir insanım. Ve herkese şiddetle tiyatroya gitmelerini tavsiye ediyorum;)
                           

Bu alışkanlık küçüklüğümde ailemin bana kazandırmış olduğu bir kültür. Evet, tiyatro gerçek bir kültür...Her ne kadar eskisi kadar tiyatrolara talep azalmışsa da yeni nesillere kazandırılması gereken çok önemli bir sanat. 


                            
O tiyatro perdesi, o canlı performanslar beni çocukluğumdan beri hep etkilemiştir. Annem babam günler öncesinden bilet alıp götürürlerdi beni oyunlara, sadece çocuk oyunları değil, yetişkin oyunlarına da koşa koşa giderdim.;) O ünlü sanatçıları canlı canlı izlemek, o muhteşem performanslarıyla oyunun büyüsüne kapılmak beni heyecanlandırırdı. Sonra bir kez daha, bir kez daha derken, şuan hala ayda bir kere bile olsa tiyatroya giderim mutlaka... 


En son Levent Kırca'nın yeni oyunu Azınlık'a gittim. Usta sanatçıdır Levent Kırca...! Olacak O Kadar programındaki skeçlerinden hatırlarsınız...Memleketin İçinde bulunduğu durumları ti ye alarak anlatan aynı zamanda mesajlarıyla düşündüren yegane sanatçıdır. Hem gülerek hem düşünerek çıktım oyundan.Çok etkilendim.Memleket ne halde, kimlerin elinde die kara kara düşündüm, sordum sorguladım... 

Mutlaka oyunu izleyin, ve DÜŞÜNÜN!
Koyun sürüsü değil, düşünen bir toplum olalım!;)
Şehir tiyatrolarını çok sık takip ederim. Hatta, 25 martta Kadıköy Haldun Taner'de Dullar oyununa gideceğim. Özel tiyatroların bilet fiyatları oldum olası pahalıdır. AMA şehir tiyatrolarının o muhteşem oyunlarını o ucuz fiyatlara kaçırmayın bence...7 lira öğrenci, 9 lira tam bilet..Nelere verilmiyo ki bu paralar...
                                

Benim gördüğüm ve Sizlere tavsiye edebileceğim şehir tiyatrolarından bazıları...Lüküs Hayat, İstanbul Hatırası, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Gönlümdeki Osman Hamdi Bey, Düşüş, Maskeliler, Binali ile Temir, İntiharın Genel Provası, Yüzleşme...

Tarihlerini ve nerede oynadıklarını http://www.ibb.gov.tr/ adresinden bulabilirsiniz..

TİYATROLARIN KAPANMASINA, GÜZELİM OYUNLARIN VE OYUNCULUKLARIN BİTMESİNE, ENGELLENMESİNE İZİN VERMEYELİM...

DUYARLI BİR TOPLUM OLALIM...

TİYATROLAR ÖLMESİN... 

15 Mart 2012 Perşembe

MARKALAR...;)


Yapılan araştırmalara göre, insanların marka alımlarında %80 duygularıyla hareket ettikleri,  %20 ise mantıkları doğrultusunda seçim yaptıkları tespit edilmiş...;)
   
                                   
           

Peki, Siz hangi yüzdelik dilimin içindesiniz, bir düşünün bakalım;)


Marka takılar, saatler, kıyafetler, ayakkabılar, çantalar, gözlükler, parfümler...
Hayatımızda markaların ne kadar yeri var?
 Alışverişe çıktığınız da aynı olan 2 ayakkabıdan, eliniz marka olanına mı gider? ;)
Ya da mutlaka şu mağazaya uğramalıyım diyip ilk girdiğiniz dükkan orası mıdır?
Peki, Nedir markalara olan bu merakımız? Marka sizin için ne ifade etmekte?;)
                                                      
Marka KALİTE MİDİR?
Her marka GÜVENİLİR MİDİR?
Pahalı markalar iyi, ucuz markalar kötü müdür?
Markalar belli bir statü sembolü olarak mı görülmekte? ;)

 İnsanlar seçtikleri markalara göre mi değerlendirilmekte? ;)



Çevrenizden geri kalmamak adına benim de Marka bir şeyim olsun die mi marka alırsınız, yoksa mantıksal olarak gerçekten bir açıklaması var mıdır?

Bence markaların hayatımızda çoook ama çook fazla yeri var;)Ben de marka tutkunlarından biriyim, marka giyinmesini çok severim. Sevmekten öte giydiğim ya da kullandığım markanın içinde kendimi rahat, güvende ve iyi hissederim;) Defosu da olsa yırtılsa da hatalı ürün de olsa benim için marka vazgeçilmezdir...Bir tutkudur alışkanlıktır...

Markaların kalitesiyle insanlara verdiği güven tartışılmaz;)Tabi tüm markalar için geçerli değil bu.
Onlarca para verip aldığımız marka ürünlerin aslında maliyetlerinin ne kadar düşük olduğunu biliyor musunuz? Aslında biz sadece markayı satın alıyoruz, ürünü değil...
Çok kaliteli, kumaşıyla tasarımıyla, stiliyle, dikimiyle farklı olup uygun fiyata aldığımız o kadar çok bilinmeyen marka var ki..!
Nike'ın tshirtlerini yapan bir firmada çalışan tekstilci arkadaşımın şu sözlerini unutamam.. Biz 5 liraya mal ediyoruz, onlar amblem koyup 100 liraya satıyorlar..Yine de vazgeçemiyoruz işte onlarca para harcayıp aldığımız markalardan..;) Marka takıntımız var en nihayetinde...:))
Bazen ufacık bir amblem bile ürünü satın almamız için yetebiliyor Resimdeki uzun kollu lacoste tshirtün o kadar çok benzeri var ki piyasada ama işte ah o amblem;)

                                     

Bence markalar kesinlikle şıklık, rahatlık, özgüven, ayrıcalık ve güç sembolü...;)
Hele hele sizin stilinizi ve tarzınıza yaratan markalar olduğunu düşünürsek..;)



Fakat bu durum, araştırmalara göre tamamen psikolojik...Örneğin; Fırına gidim de bi ekmek alım der gibi Bir kazağa ihtiyacım var Zara'ya gidim de bir kazak alim demeyiz:)))Ordaki kazakları takip eder ve beğendiklerimizi alırız hepsi bu:)) Arada istisnalar çıkabilir, bu kuralı bozmaz;)

Şimdi sizlere soruyorum;
Bu olayın tamamen psikolojik bir durum olduğunu göz önünde bulundurarak SİZ DE KENDİNİZE MARKA TUTKUNUYUM diyebilir misiniz, ve hangi gruba dahilsiniz? ;)